11 Şubat 2010 Perşembe

Yoğurtlu Havuç Kavurması


Havuç çok faydalı bir sebzedir, çoğumuz biliriz bunu. Peki, bu midevi sebzeye mutfağımızda hak ettiği değeri veriyor muyuz acaba?
Çok kolay ve sağlıklı bir huvuçlu yemek tarifi paylaşacağım sizinle.
Yoğurtlu Havuç Kavurması.
Denemenizi tavsiye ederim.

Malzemeler:
5-6 adet havuç(güzelce temizlenip rendelenecek),
1 adet soğan(rendelenecek),
bir miktar sıvıyağ,
tuz, karabiber,
1 kase yoğurt,
2 diş sarımsak(isteğe bağlı),
pulbiber.

Hazırlanışı:
Rendelenmiş soğanı, sıvıyağ ile kavuruyoruz. Üzerine rendelenmiş havuçları ekliyoruz, tuz ve karabiber ekleyerek karıştırıyoruz.

Havuçlar pişerken kendi suyunu bıraktığı için, su eklemiyoruz.
Havuçlar yumuşayıp daha açık bir renk aldıktan sonra ocağın altını kapatıyoruz.

Bir kapta sarımsaklı yoğurt hazırlıyoruz. İstenirse, sade yoğurt da kullanılabilir, ben öyle yaptım.

Havuç kavurmamızı servis tabağına alıp üzerine sarımsaklı veya sade yoğurdumuzu döküyoruz. Üzerine pulbiber ekip ılık veya soğuk olarak servis ediyoruz.

Afiyet olsun!..

Kaynak: www.kadinsan.net

8 Şubat 2010 Pazartesi

Başka Dilde Sohbet

Kadınsan.Net'deki bir yazımı burda da paylaşmak istedim sizlerle...

BAŞKA DİLDE SOHBET
Nasıl da sınırlar içinde yaşıyoruz, düşüncelerimiz, duygularımız kalıplaşmış, isteklerimiz, arzularımız, o bitmek bilmez bencilliğimiz...
Metrodayım, diş doktoruma gidiyorum, canım sıkkın, suratım asık. Dişlerimi yaptırıyorum birkaç haftadır, ağzım dişlerim, ağrıyor.
Yemek yerken ağrıyor, nefes alırken hava alıp acıyor kesilmiş dişlerim. Bütün hayatımı etkiliyor günlerdir. Bir suratsızım, bir menuniyetsizim ki, sormayın gitsin.

Ayakta duruyordum metroda, koltuk boşaldı oturdum, yanıma da onbir oniki yaşlarında bir erkek çocuğu oturdu. Karşıdaki koltuğa da onun kardeşi olduğunu az sonra öğreneceğimiz daha küçük bir oğlan oturdu. İki kardeş sohbet etmeye başladılar, ama işaret diliyle!
Karşımdaki çocuğun yanındaki koltukta oturan adam, onun da yanında oğlu var, işaret diliyle konuşan çocukların babası olduğunu öğrendiğimiz yan tarafta oturan beyle konuşmaya başladı,"Kaç yaşındalar, kaç kardeşler, diğer çocuklar konuşabiliyor mu" falan diye.
Babayla konuşmakla yetinmeyip iki kardeşle de işaretle konuşmaya başlayınca, şaşırdım tabii. Bakışımı farkedip "benim de kayınbirader böyle" dedi, "oradan biliyorum".
Neşeli bir sohbet başladı, arada biz bilmeyenlere de tercüme ediliyor. Karnelerin kötülüğünden, ilerde ne olmak istendiğine, dışarıda çocukların karşılaşabilecekleri tehlikelere kadar uzun ve canlı bir sohbet devam ediyordu ben ineceğim durağa gelip metrobüsten indiğimde.
Merdivenlerden çıkıp üst geçitten geçerken şunu düşünüyordum, şımarıklık bu yaptığım; dişlerim ağrıyor, ağzımı açamıyorum diye canımı sıkıyorum, negatif enerji yayıyorum. Oysa, ne güzel gülen yüzler bıraktım az önce ardımda, onlarla ben de gülümsedim ağrıyan dişlerime aldırmadan.

Hayata ışıldayan gözlerle bakmak ve sıcacık gülümseyebilmek, öyle bir sürü şarta şurta bağlı değil. Sağlığın mükemmel, cebin para dolu olacak, harika bir evde yaşayacaksın, en lüks yerlere eğlenmeye gideceksin, insanlar yaşantına özenecekler. Böyle olması gerektiğini sanırız. Bunlar olunca mutlu olacağımızı, huzurlu olacağımızı, tatmin olacağımızı zannederiz.
Oysa fena halde yanılıyoruzdur. Ve zaman zaman, çıkıp da bize bunu söyleyecek birşeylere, güzel tesadüflere ihtiyaç duyarız.

O iki gülen yüz, işaret diliyle, gülümseyerek ve coşkuyla sohbet ederken, utandırdılar beni.

Evet, başka dilde bir sohbetti bu, hayatın dili, gerçeğin dili, umudun dili.
Tıpkı 'Başka Dilde Aşk' filmindeki gibi.
Sessiz dünyaya mensup coşkulu, umutlu, sevgi dolu Onur'la karşılaşan sevgisizlik ve gürültüden bıkmış Zeynep'in biraraya gelme hikayesi gibi...

Dişlerimizi Fırçalarken


Dişlerimizi fırçalamanın önemini biliyoruz, düzenli olarak da fırçalamaya özen gösteriyoruz. Peki, dişlerimizi doğru şekilde fırçalıyor muyuz?

Öncelikle kaliteli bir diş fırçası seçmeliyiz.
Diş hekimleri, genellikle uçları yuvarlatılmış, yumuşak kıllı diş fırçalarını önerirler. Çünkü, yumuşak kıllar dişeti dokusunu tahriş etmez.
Diş fırçamızın ağızdaki her dişe kolayca ulaşabilecek özellikte olması ve elimizde rahat bir tutuş sağlaması gerekmektedir.

Diş fırçamızı üç ayda bir değiştirmeyi ihmal etmemeliyiz.

20 Ocak 2010 Çarşamba

Bugün Doğum Günüm

21 Ocak benim doğum günüm.
Yaşımı söylemeyeceğim, hanımlara yaş, erkeklere maaş sorulmaz derler ya. Ama anladınız siz, bu klişeye sığınmamdan da anlaşılacağı üzere, onsekizi, yirmiyi çoktan geçmiş durumdayım.

Yaşı boşverelim de, geride kalanla hesaplaşmaya bakalım. Ya da yeni gelenle ilgili yapacağım planlara mı baksam. Evet, evet, bu daha iyi.
Olan olmuştur zaten, yapacak bir şey yok. Yaşanan yaşanmış, yaşanamayan yürekte ukde, boğazda düğüm olarak kalmıştır.
Belki de o ukde, bilmediğimiz bir şanstır, bize verilmiş bir sadakadır. Allah bilir...


Yazının devamını okumak için Tıklayınız

28 Aralık 2009 Pazartesi

Siyah Noktalardan Kurtulalım

Özellikle yüzümüzdeki siyah noktalar canımızı çok sıkar, güzelliğimizi gölgeler.

Nedir siyah noktalar, neden oluşur, ne yaparsak önüne geçeriz, oluştuktan sonra nasıl yok edebiliriz?

Siyah nokta adıyla bilinen komedon, sık rastlanan bir cilt problemidir, sivilce gibi bunlar da, ciltteki yağ bezeleri nedeniyle oluşur.
Siyah noktaların en önemli nedeni, ciltteki yağ üretiminde meydana gelen artıştır.
Ergenlik dönemindeki hormonal değişimler ve etkiler nedeniyle, yağ bezleri büyür ve yağ üretimi artar. Yağ bezlerinin salgıladığı yağın, cilt gözeneklerinden atılması beklenir ama fazla üretilen bu yağ, gözeneklere ulaşan kanalları yoğunlaşmış yağ kütlesi nedeniyle tıkar.
Tıkanmanın tam olduğu durumlarda komedona rastlanır. Siyah nokta aslında sivilcenin bir başlangıç dönemidir. Her siyah nokta sivilceye dönüşmez ama her sivilce siyah noktanın oluşum evresinden geçer.

Deride bulunan floro bakterileri, yağdan tıkalı olan bu kanal içinde enfeksiyona yol açabilirler. Böylelikle, kırmızı, iri, iltihaplı sivilceler oluşur. Böyle sivilceler iz bırakabilir, iyileştirilmeleri daha zordur. Oral yoldan antibiyotik ve başka sivilce ilaçları alınması gerekebilir. Siyah noktaların sivilceye dönüşmeden uygun şekilde tedavisinin yapılması gerekir.

Cilt tüpüne uygun olmayan kozmetik ürünler, adet kanamalarından 2gün-bir hafta öncesi, terleme, ayrıca bazı kişilerde güneş ışığına sık maruz kalma siyah noktaları fazlasıyla artırır.

Siyah nokta tedavisi aslında basit uygulamalar ile çözüme ulaşabilir. Burada amaç çeşitli nedenlerle tıkanmış olan yağ kanallarını temizleyip açmaktır.

Siyah noktalarla mücadele için birkaç öneri:

- Haftada üç kez ılık bir yüz kompresini yüzünüzde bekletin. Bir çay kaşığı okaliptüs ya da çay ağacı yağını bir kap ılık suya ekleyin ve bir bezi bu suya batırın. Bezle yüzünüze 10- 15 kez kompres yapın.

Haftada birkaç kez, yüzünüzü bir çay bardağı biberiye eklenmiş sıcak suyun buharına tutun.
Biberiye, antiseptik özelliğe sahip olduğu için, ciltteki, iltihapları önler.

Başka bir tarif de şudur:
Bir kase yoğurda, bir limonun suyunu karıştırın. Gözlerinize gelmemesine dikkat ederek, bu karışımı yüzünüze yayın. 15 dakika bekledikten sonra yüzünüzde kuruyan maskeyi ılık suyla yıkayarak çıkarın. Limon suyu cildi temizler, sivilceleri kurutur ve siyah noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besleyip, yağ miktarını dengeler. Bu maske, haftada bir kez uygulanmalıdır.

www.kadinsan.net

16 Aralık 2009 Çarşamba

Şeker Bağımlılığından Kaçınalım

Birçoğumuz farkında olmasak veya önemsemesek de, kan şekeri düzeyimiz, bilinen sağlık problemlerine sebep olmanın dışında, performansımızı ve davranışlarımızı da etkiler.

Yetişkinlerde görülen dikkat dağınıklığının önemli bir sebebinin de, kan şekeri düzeyindeki dalgalanmalar olduğu düşünülmektedir.
Dikkat dağınıklığı dışında, baş ağrısı, sinirlilik, yorgunluk, tahamülsüzlük gibi durumların, kan şekeri düzeyimizdeki ani değişimlerle ilişkili olabileceğini unutmamalıyız.

Kan şekeri düzeyimizin sağlıklı sınırlar içerisinde kalması için, beslenmemize dikkat etmeliyiz. Öğün atlamamaya, yemekleri belli saatlerde yemeye, yemek için yeterince vakit ayırmaya özen göstermeliyiz.
Ara öğünlerde meyve, yoğurt, kuruyemiş gibi sağlıklı atıştırmalıklar tüketmeli, bisküvi, çikolata türü gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmalıyız.

Şeker tüketimimize çok dikkat etmeliyiz, şeker tüketimi arttıkça bağışıklık sistemimiz güçsüzleşir, bakterilere ve virüslere karşı direncimiz azalır, uyku düzenimiz bozulur, kilo almamız hızlanır, cildimiz de aşırı şeker tüketimimnden olumsuz etkilenir.

Şeker tüketimi, iyilik ve mutluluk haline sebep olur, ama tüketim arttıkça, beynimiz daha sık ve daha fazla şeker tüketimini arzular hale gelir. Bu da bir çeşit bağımlılıktır.

Şeker bağımlısı olmayalım, çocuklarımızı da bundan koruyalım.
Çikolata, kurabiye, gofret, cips yerine, taze ve kuru meyvelerle, kuru yemişle mutlu edelim çocuklarımızı da kendimizi de.

Yerli Malı Haftası

Yerli Malı Haftası içindeyiz, biraz bu haftadan bahsedelim. 'Yerli Malı Haftası', 1946 yılından beri, 12-18 Aralık tarihleri arasında ülkemizde kutlanmaktadır..

Yerli Malı Haftası, 1946 yılından beri, 12-18 Aralık tarihleri arasında Türkiye'deki tüm okullarda kutlanan özel bir haftadır.
1983 yılında ise adı, Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olarak değiştirilmiştir.

Bu haftanın amacı, yerli malları tüketiminin artmasıdır.
Bu hafta boyunca, tutumlu olmanın, yatırım yapmanın ve yerli malı kullanmanın önemi anlatılır.

Türkiye Cumhuriyeti savaştan yeni çıkmış bir ülke idi. Halkın büyük bir kısmı yoksulluk içerisindeydi.

Atatürk, 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi'ni topladı.
Bu kongrede, bağımsızlığın korunması, yerli mallar üretilmesi ve kullanılması kararlaştırıldı.

Dönemin başbakanı İsmet İnönü 12 Aralık 1929 tarihinde T.B.M.M.’de bir konuşma yaptı.
Konuşmasında ulusal ekonomiyi güçlendirmek için yapılması gerekenlerden, yerli malı kullanmanın ve tutumlu olmanın öneminden bahsetti.

1946 yılından beri, 12- 18 Aralık tarihleri arası, Yerli Malı Haftası, şimdiki adıyla Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olarak kutlanır.