6 Temmuz 2010 Salı

Yazın Nasıl Beslenmeliyiz?


Yazın aşırı sıcaklarda dengeli ve yeterli beslenme çok önemlidir. Yaz aylarında sağlıklı beslenmeye dikkat ediyor muyuz?

Uzmanlar yaz aylarında artan sıcaklıkla birlikte bebek, çocuk, yaşlı ve hamileler ile, tansiyon, kalp, şeker gibi kronik hastalıkları bulunan kişiler başta olmak üzere, herkes için bir takım ekstra sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirtiyorlar. Bu sorunların başında, güneş çarpmaları, gıda zehirlenmeleri ve sıvı kaybının neden olduğu rahatsızlıkların geldiğini ifade eden uzmanlar; "Sıcak yaz aylarında hafif ve sulu gıdalar tercih edilmelidir. Kızartma ve aşırı yağlı besinlerden mümkün olduğunca uzak durulmalı, taze sebze ve meyvelere ağırlık verilmelidir. Yaz aylarında vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral alımını sağlamak için, her gün birkaç porsiyon meyve ve sebze mutlaka tüketilmeli, nohut, mercimek, fasulye gibi besinlere sofrada yer verilmelidir. Kızartma yerine, fırında pişirme, ızgara ve haşlama yöntemleri tercih edilmelidir" diyorlar.

Balık, et, yumurta, fındık, fıstık ve ceviz tüketimi, sıcaklarda güçsüz düşen vücudun direncini yükseltir. Ayrıca şekerleme, çikolata, bisküvi gibi basit şeker içeren yiyeceklerin yerine, kuru üzüm, erik ya da A ve C vitaminlerinin zengin olduğu taze meyve ve sebzeler tercih edilmelidir.

Sıcaklarda aşırı terleme ile vücuttan suyla beraber, sodyum, potasyum gibi mineraller de atıldığı için, halsizlik, nabız zayıflığı, yorgunluk ve dolaşım bozuklukları meydana gelebilmektedir. Sıvı kaybını önlemek için, günde en az 2-2,5 litre su içmeye özen gösterilmelidir. Gazlı ve kafeinli içecekler yerine de bitki ve meyve çayları, süt, ayran, taze meyve suları tercih edilmelidir.

Bebek ve çocuklar sıvı kayıplarını ifade edemeyebilecekleri için anneler bu konuda dikkatli davranmalıdır. İshal, bebek ve çocuklarda özellikle yaz aylarında vücuttan önemli ölçüde su, tuz ve mineral kaybına yol açar. Anneler hem çocuklarının yeterli miktarda sıvı aldıklarından emin olmalı, hem de ishal konusunda dikkatli olmalıdırlar.

Beren Saat'in Makyajı


Muhteşem finaliyle akıllara kazınan Aşkı Memnu'nun Bihter'i Beren Saat'in makyajı çok konuşuluyor. Sade ama çok etkileyici bu makyajın sırlarını öğrenmek ister misiniz?

Genç kızların yeni gözdesi, Aşk-ı Memnu dizisinin Bihter'i Beren Saat, pürüzsüz cildiyle ve sade güzelliğiyle dikkat çekiyor. Güzel oyuncu etkileyici bakışları için siyah renkte kalem kullanıyor. Far yerine, göze uygulanan kalemi göz kapağına dağıtıyor ve göz makyajını bolca rimelle tamamlıyor. Böylece gözleri ön plana çıkaran, dumanlı ve seksi bakışları elde ediyor.

Beren Saat'in cildi berrak olduğu için, aydınlatıcı bir fondöten ve hafif bir pudra onun güzelliği için yetiyor. Allık seçiminde ise iddialı, kadınsı tonları tercih ediyor. Çoğunlukla gözler ön planda olduğu için, dudak parlatıcısı ve açık renk bir ruj başarılı oyuncunun makyajını tamamlıyor.

Kaynak: Takvim Gazetesi

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Taze Fasulye Salatası


Nefis bir taze fasulye salatası tarifi paylaşmak istiyorum sizlerle. Denedim çok güzel oldu, sitemde yani www.kadinsan.net'de de paylaştım. Bu güzel tarifi buraya da getireyim dedim.

Malzemeler:


1/2kg taze fasulye,
2 adet domates,
1 buçuk yemek kaşığı sıvıyağ,
3-4 diş sarmısak,
sirke,
tuz,
karabiber,

Hazırlanışı:


Taze fasulyeleri yıkayıp ayıklayın, uzunlamasına jülyen tarzda doğrayın. Tuzlu suda yumuşayana kadar haşlayın. renginin solmaması için haşlanmış fasulyeleri soğuk suya atın. Bir tencerede sıvıyağı kızdırın, doğradığınız sarımsakları bu yağda çevirin. Sudan çıkarıp süzdüğünüz fasulyeleri sarımsaklı yağın içine ekleyip, kısa bir süre pişirin.

İki domatesi yemeklik doğrayıp geniş bir kabın içine aldığınız fasulyelere ilave edin. Sirke, tuz ve karabiber ekleyerek harmanlayın.

Yayvan bir servis tabağına alarak servise sunun.

Afiyet olsun!

Kaynak: kadınsan.net

29 Mart 2010 Pazartesi

Sütlaç Tarifi



Sütlacı çok severim. Bugün güzel bir sütlaç yaptım, tarifini ve fotoğrafını da sizlerle paylaşayım dedim, aynı zamanda siteme yani Kadınsan.Net'e de koydum tarifi.

Malzemeler:
1 litre su
1 litre soğuk süt
1,5 çay bardağı pirinç 2 yemek kaşığı pirinç unu
2,5 su bardağı toz şeker
üzeri için: tarçın

Hazırlanışı:
1,5 çay bardağı pirinci yıkayıp 1 litre su ile ateşe koyun. Pirinçler yumuşayıp suyunu çekene kadar pişirin. Soğuk sütü ekleyin, birkaç kez karıştırıp kaynamasını bekleyin.
Diğer yandan bir kasede 2 yemek kaşığı pirinç ununu 1 su bardağı soğuk su ile ezin. Tencerede kaynayan sütten 1-2 kepçe alıp kaseye ekleyin.
Pirinç ununu tencereye ekleyin, arasıra karıştırarak 10 dakika kadar pişirin. 2,5 su bardağı toz şekeri ilave edip karıştırın, 1-2 taşım kaynatın.

Sütlacı kaselere bölüştürün, soğuyunca üzerlerine tarçın serpip servis edin.

Afiyet olsun.

Kaynak: www.kadinsan.net

11 Şubat 2010 Perşembe

Yoğurtlu Havuç Kavurması


Havuç çok faydalı bir sebzedir, çoğumuz biliriz bunu. Peki, bu midevi sebzeye mutfağımızda hak ettiği değeri veriyor muyuz acaba?
Çok kolay ve sağlıklı bir huvuçlu yemek tarifi paylaşacağım sizinle.
Yoğurtlu Havuç Kavurması.
Denemenizi tavsiye ederim.

Malzemeler:
5-6 adet havuç(güzelce temizlenip rendelenecek),
1 adet soğan(rendelenecek),
bir miktar sıvıyağ,
tuz, karabiber,
1 kase yoğurt,
2 diş sarımsak(isteğe bağlı),
pulbiber.

Hazırlanışı:
Rendelenmiş soğanı, sıvıyağ ile kavuruyoruz. Üzerine rendelenmiş havuçları ekliyoruz, tuz ve karabiber ekleyerek karıştırıyoruz.

Havuçlar pişerken kendi suyunu bıraktığı için, su eklemiyoruz.
Havuçlar yumuşayıp daha açık bir renk aldıktan sonra ocağın altını kapatıyoruz.

Bir kapta sarımsaklı yoğurt hazırlıyoruz. İstenirse, sade yoğurt da kullanılabilir, ben öyle yaptım.

Havuç kavurmamızı servis tabağına alıp üzerine sarımsaklı veya sade yoğurdumuzu döküyoruz. Üzerine pulbiber ekip ılık veya soğuk olarak servis ediyoruz.

Afiyet olsun!..

Kaynak: www.kadinsan.net

8 Şubat 2010 Pazartesi

Başka Dilde Sohbet

Kadınsan.Net'deki bir yazımı burda da paylaşmak istedim sizlerle...

BAŞKA DİLDE SOHBET
Nasıl da sınırlar içinde yaşıyoruz, düşüncelerimiz, duygularımız kalıplaşmış, isteklerimiz, arzularımız, o bitmek bilmez bencilliğimiz...
Metrodayım, diş doktoruma gidiyorum, canım sıkkın, suratım asık. Dişlerimi yaptırıyorum birkaç haftadır, ağzım dişlerim, ağrıyor.
Yemek yerken ağrıyor, nefes alırken hava alıp acıyor kesilmiş dişlerim. Bütün hayatımı etkiliyor günlerdir. Bir suratsızım, bir menuniyetsizim ki, sormayın gitsin.

Ayakta duruyordum metroda, koltuk boşaldı oturdum, yanıma da onbir oniki yaşlarında bir erkek çocuğu oturdu. Karşıdaki koltuğa da onun kardeşi olduğunu az sonra öğreneceğimiz daha küçük bir oğlan oturdu. İki kardeş sohbet etmeye başladılar, ama işaret diliyle!
Karşımdaki çocuğun yanındaki koltukta oturan adam, onun da yanında oğlu var, işaret diliyle konuşan çocukların babası olduğunu öğrendiğimiz yan tarafta oturan beyle konuşmaya başladı,"Kaç yaşındalar, kaç kardeşler, diğer çocuklar konuşabiliyor mu" falan diye.
Babayla konuşmakla yetinmeyip iki kardeşle de işaretle konuşmaya başlayınca, şaşırdım tabii. Bakışımı farkedip "benim de kayınbirader böyle" dedi, "oradan biliyorum".
Neşeli bir sohbet başladı, arada biz bilmeyenlere de tercüme ediliyor. Karnelerin kötülüğünden, ilerde ne olmak istendiğine, dışarıda çocukların karşılaşabilecekleri tehlikelere kadar uzun ve canlı bir sohbet devam ediyordu ben ineceğim durağa gelip metrobüsten indiğimde.
Merdivenlerden çıkıp üst geçitten geçerken şunu düşünüyordum, şımarıklık bu yaptığım; dişlerim ağrıyor, ağzımı açamıyorum diye canımı sıkıyorum, negatif enerji yayıyorum. Oysa, ne güzel gülen yüzler bıraktım az önce ardımda, onlarla ben de gülümsedim ağrıyan dişlerime aldırmadan.

Hayata ışıldayan gözlerle bakmak ve sıcacık gülümseyebilmek, öyle bir sürü şarta şurta bağlı değil. Sağlığın mükemmel, cebin para dolu olacak, harika bir evde yaşayacaksın, en lüks yerlere eğlenmeye gideceksin, insanlar yaşantına özenecekler. Böyle olması gerektiğini sanırız. Bunlar olunca mutlu olacağımızı, huzurlu olacağımızı, tatmin olacağımızı zannederiz.
Oysa fena halde yanılıyoruzdur. Ve zaman zaman, çıkıp da bize bunu söyleyecek birşeylere, güzel tesadüflere ihtiyaç duyarız.

O iki gülen yüz, işaret diliyle, gülümseyerek ve coşkuyla sohbet ederken, utandırdılar beni.

Evet, başka dilde bir sohbetti bu, hayatın dili, gerçeğin dili, umudun dili.
Tıpkı 'Başka Dilde Aşk' filmindeki gibi.
Sessiz dünyaya mensup coşkulu, umutlu, sevgi dolu Onur'la karşılaşan sevgisizlik ve gürültüden bıkmış Zeynep'in biraraya gelme hikayesi gibi...

Dişlerimizi Fırçalarken


Dişlerimizi fırçalamanın önemini biliyoruz, düzenli olarak da fırçalamaya özen gösteriyoruz. Peki, dişlerimizi doğru şekilde fırçalıyor muyuz?

Öncelikle kaliteli bir diş fırçası seçmeliyiz.
Diş hekimleri, genellikle uçları yuvarlatılmış, yumuşak kıllı diş fırçalarını önerirler. Çünkü, yumuşak kıllar dişeti dokusunu tahriş etmez.
Diş fırçamızın ağızdaki her dişe kolayca ulaşabilecek özellikte olması ve elimizde rahat bir tutuş sağlaması gerekmektedir.

Diş fırçamızı üç ayda bir değiştirmeyi ihmal etmemeliyiz.